loading
servikal anterior mikrodiskektomi ankara boyun fitigi mikrocerrahi kapali ameliyat 1

Boyun Fıtığı (Servikal Disk Hernisi) Cerrahisi: Kapsamlı Tanı, Mikrocerrahi ve Modern Tedavi Rehberi

Boyun bölgesinden başlayarak omuzlara, kollara ve ellere yayılan o keskin ağrı, geceleri uykudan uyandıran karıncalanma, parmak uçlarında his kaybı ve günlük yaşamı kâbusa çeviren el becerilerinde zayıflama… Sabahları saçınızı tararken kolunuzun yorulması, çay içerken aniden “bardak tutamama” veya eşyaları elinizden düşürme gibi şikâyetler yaşıyorsanız, vücudunuz size çok net bir sinyal veriyor demektir. Tüm bu bulgular, tıp dilinde Servikal Disk Hernisi olarak adlandırdığımız Boyun Fıtığına kuvvetle işaret eder.

Boyun fıtığı, sadece basit bir kas tutulması veya boyun ağrısı değildir; doğrudan omurilik ve kol sinirlerini tehdit eden nörolojik bir hastalıktır. Kliniğimizde, detaylı bir servikal MR görüntülemesi ve titiz bir klinik değerlendirme ile sinir sıkışmasının derecesini milimetrik olarak haritalandırıyoruz. Boyun, insan anatomisinde omuriliğin en hassas, en hayati fonksiyonları barındıran bölgelerinden biridir. Bu eşsiz yapının korunması maksimum özen gerektirir. Bu nedenle, cerrahide evrensel altın standart olan ileri mikrocerrahi tekniğiyle çalışıyoruz. Yüksek büyütmeli cerrahi mikroskoplar altında, fıtıklaşan o milimetrik dokuyu kusursuz bir hassasiyetle alıyor, sinirlerin üzerindeki yıkıcı baskıyı kaldırarak yaşam kalitenizi ve hareket özgürlüğünüzü size kalıcı olarak geri veriyoruz.

Hastalığın tedavisinde tek bir doğru yoktur; “hastaya özel cerrahi” prensibi esastır. Ankara’daki merkezimizde, hastanın yaşına, fıtığın seviyesine, diskin dejenerasyon düzeyine ve omurganın mekanik dizilimine göre PEEK cage (kafes) ile füzyon cerrahisi (ACDF) veya hareket koruyucu total disk replasmanı (TDR) yani boyun protezi cerrahisi uyguluyoruz. Boyun fıtığı ameliyatlarında, boynun ön kısmından küçük bir kesi ile yapılan “Anterior Cerrahi”, nüksetme (tekrarlama) riskinin neredeyse hiç olmaması ve arkadaki güçlü boyun kaslarına hiçbir zarar vermemesi nedeniyle çoğu hastada özellikle tercih ettiğim, son derece güvenilir bir yöntemdir. Ancak, kireçlenmenin çok yoğun olduğu, kanal darlığının eşlik ettiği veya spesifik omurga tümörleri gibi bazı özellikli vakalarda, bu cerrahi “Posterior Yaklaşım” yani enseden girilerek de üstün bir başarıyla yapılmaktadır.

Boyun Fıtığı (Servikal Disk Hernisi) Tam Olarak Nedir? Omurga Biyomekaniği

Boyun fıtığını tam olarak idrak edebilmek için, öncelikle boynumuzun o muazzam yapısını anlamamız gerekir. Polikliniğimde hastalarıma durumlarını açıklarken hastanın kendi görüntüleri üzerinden anlatırım ki neyle karşı karşıya olduğunuzu tam olarak anlayabilin.

Servikal (boyun) omurgamız, kafatasımızın hemen altından başlayan ve C1’den C7’ye kadar numaralandırılan 7 adet küçük ama son derece dayanıklı omur kemiğinden oluşur. Bu kemiklerin arasından, tüm vücudumuzu yönetecek olan ana iletişim kablosu, yani omurilik geçer. Omurilikten sağlı sollu ayrılan sinir kökleri ise omuzlarımıza, kollarımıza ve parmak uçlarımıza kadar uzanarak hareket etmemizi ve hissetmemizi sağlar.

servikal disk hernisi boyun fitigi sinir basisi

Her iki omur kemiği arasında, tıpkı arabaların amortisörleri gibi şok emici görevi gören, omurgaya esneklik kazandıran kıkırdak yastıkçıklar bulunur. Bunlara disk denir. Diskin dış kısmında sert bir çeper (annulus fibrosus), iç kısmında ise jölemsi yumuşak bir çekirdek (nucleus pulposus) yer alır.

Yaşlanmaya bağlı yıpranma, ters hareketler, duruş bozuklukları veya travmalar sonucu bu dış çeper yırtılabilir. İçerideki jölemsi çekirdek bu yırtıktan dışarıya, yani omuriliğin ve sinirlerin geçtiği dar kanala doğru taşar. İşte bu taşma olayına Boyun Fıtığı diyoruz. Taşan bu parça, kollarınıza giden siniri adeta bir mengene gibi sıkıştırdığında o dayanılmaz kol ağrıları ve uyuşmalar başlar. Eğer fıtık daha da büyükse ve doğrudan ana omuriliğe baskı yapıyorsa, durum çok daha ciddi bir boyuta (Miyelopati) taşınır.

Neden Boyun Fıtığı Oluyoruz? Gizli Düşmanlarımız Nelerdir?

Boyun fıtığı günümüzde artık sadece ileri yaşın bir hastalığı değildir. Polikliniğimize başvuran hastaların yaş ortalaması, modern yaşam alışkanlıkları nedeniyle 20’li yaşlara kadar düşmüştür. Peki, boyun omurgamızı bu kadar hızlı ne yıpratıyor?

  • Teknoloji Boynu (Text Neck): Günümüzün en büyük tehlikesidir. Akıllı telefonlara, tabletlere veya bilgisayar ekranlarına sürekli boynumuzu öne eğerek bakmak. Başımız dik durduğunda boynumuza binen yük yaklaşık 5 kg iken, başımızı 60 derece öne eğerek telefona baktığımızda boyun disklerimize binen yük 27 kilograma çıkar! Bu inanılmaz basınç, disklerin hızla patlamasına neden olur.
  • Mesleki Deformasyon: Masa başı çalışanlar, bilgisayar programcıları, diş hekimleri, cerrahlar, öğretmenler ve sürekli aynı pozisyonda ince işçilik yapan meslek gruplarında risk çok yüksektir.
  • Travmalar ve Kazalar: Trafik kazalarındaki “kamçı (whiplash)” yaralanmaları, ani frenler, düşmeler ve boyna alınan doğrudan darbeler.
  • Yanlış Uyku Pozisyonları: Çok yüksek veya çok alçak yastık kullanmak, kanepe kolçağında uyuyakalmak boyun aksını bozar.
  • Genetik Yatkınlık: Ailesinde omurga problemleri sık görülen bireylerin bağ dokuları genetik olarak daha esnek veya zayıf olabilir, bu da fıtığa zemin hazırlar.

Boyun Fıtığının En Belirgin İşaretleri Nelerdir? Ne Zaman Tehlike Çanları Çalıyor?

Boyun fıtığı şikâyetleri fıtığın büyüklüğüne ve sıkıştırdığı sinire (örneğin C5-C6 veya C6-C7 seviyeleri en sık fıtıklaşan mesafelerdir) göre büyük farklılıklar gösterir. Bazen sadece omuzda bir kulunç ağrısı zannedilebilir. Ancak aşağıdaki belirtileri yaşıyorsanız, acilen bir beyin cerrahına başvurmanız gerekir:

  1. Kola Vuran Şiddetli Ağrı (Radikülopati): Sadece boynunuz ağrımaz. Ağrı; omuzdan kürek kemiğine, oradan kolunuza, dirseğinize ve hatta parmak uçlarınıza kadar bir hat boyunca şimşek gibi çakar. Hasta genellikle ağrıyan kolunu başının üzerine koyduğunda ağrının hafiflediğini hisseder (Bakırköy Testi / Omuz Abduksiyon Belirtisi).
  2. Karıncalanma, İğnelenme ve Uyuşma: Sinirdeki iletimin bozulduğunun ilk kanıtıdır. Hangi parmağınızın uyuştuğu (başparmak mı, serçe parmak mı?) fıtığın hangi seviyede olduğunu bize nokta atışı gösterir.
  3. Güç Kaybı (Motor Defisit – Kırmızı Bayrak): Hastalarımız sıklıkla “el becerilerimde zayıflama var” diyerek gelir. Gömlek düğmelerini ilikleyememe, kavanoz kapağı açamama, elindeki çay bardağını aniden düşürme, yazısının bozulması gibi durumlar, sinirin geri dönüşümsüz hasara uğramaya başladığının, yani acil cerrahi müdahale gerektiğinin en net bulgularıdır.
  4. Miyelopati (Omurilik Basısı – Çok Acil Durum): Fıtık sadece kol sinirine değil, ana omuriliğe (merkez kabloya) bası yaparsa; bacaklarda sertleşme, dengesiz yürüme (sanki sarhoş gibi), sık düşme ve idrar kaçırma gibi bulgular ortaya çıkar. Bu durum felce kadar gidebilen çok ciddi bir tablodur ve cerrahisi aciliyet taşır.

Teşhis ve Değerlendirme: Neden Sadece MR Raporuna Bakarak Ameliyat Kararı Verilmez?

Birçok hastamız elinde bir servikal MR raporu, rapordaki latince kelimelerden (bulging, protrüzyon, ekstrüde disk vb.) korkmuş bir halde kliniğimize gelir. Bizim pratiğimizde altın kural şudur: “Biz MR filmini değil, hastayı tedavi ederiz.”

Teşhis sürecimiz oldukça titizdir:

  • Klinik ve Nörolojik Muayene: Sizi dinlemek ve detaylı muayene etmek işin kalbidir. Refleks çekiciyle kollarınızdaki refleksleri ölçeriz, kas gücünüzü direnç uygulayarak puanlarız (5 üzerinden). Duyu testleriyle his kaybınızın haritasını çıkarırız. Sadece bu muayene ile fıtığınızın yerini %90 oranında doğru tahmin edebiliriz.
  • Yüksek Çözünürlüklü Servikal MR: Altın standart görüntüleme yöntemimizdir. Anatomik olarak kusursuz, milimetrik kesitler alarak diskin iç yapısını, omuriliğin durumunu ve sinir kanalının (foramen) ne kadar daraldığını gözümüzle görürüz.
  • EMG (Elektromiyografi): Özellikle diyabetik hastalarda veya sinir tuzaklanmalarıyla (Karpal Tünel Sendromu gibi) karışan durumlarda, sinirin elektrik iletimini ölçerek ayırıcı tanı yaparız.
  • Bilgisayarlı Tomografi: Ameliyat yaklaşımımıza karar verdiren, fıtığın ve çevredeki yumuşak dokuların ossifiye (kireçlenme) olup olmadığına karar verdiren yegâne yöntemdir. Her hastada gerekmez ama klinik gereklilik halinde atlanırsa, arzu edilen tedavi sonuçları elde edilemez.

Boyun Fıtığında Cerrahi Dışı Yöntemler ve "Ne Zaman Ameliyat?" Kararı

Halk arasında boyun fıtığı ameliyatlarından gereksiz bir korku vardır. Öncelikle şunu netleştirelim: Yeni başlamış, sadece ağrı yapan ve kollarda herhangi bir kas erimesi veya güç kaybı (bardak düşürme vb.) yapmayan fıtıkların çok büyük bir kısmı ilaç tedavisi, kısa süreli boyunluk kullanımı, istirahat ve iyi bir fizik tedavi programı ile iyileşebilir.

Ancak, bir Omurga Cerrahı olarak aşağıdaki durumlarda cerrahi müdahalenin artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu net bir şekilde ifade ediyorum:

  • Güç Kaybının Başlaması: Kollarınızda veya ellerinizde erime (atrofi) ve kuvvet kaybı varsa. Sinir ölüyor demektir, zamanla yarışılır.
  • Dirençli Ağrı: Haftalar süren ilaç ve fizik tedaviye rağmen hastanın yaşam kalitesini sıfırlayan, uyutmayan ağrılar.
  • Miyelopati Bulguları: Omuriliğe doğrudan bası sonucu dengesizlik, bacaklarda kasılma ve yürüme güçlüğü.
  • Fıtığın Patlaması ve Kanala Düşmesi: Omurilik kanalına düşmüş büyük ve serbest fıtık parçaları.

Boyun Fıtığı Cerrahisinde Modern Teknikler: Güvenli, Kalıcı ve Etkili Çözümler

Eğer durumunuz cerrahi gerektiriyorsa, tıbbın ulaştığı en son teknolojik ve mikroskobik imkânlarla yanınızdayız. Boyun, omuriliğin en hassas bölgelerinden biridir; solunum ve kalp ritmini kontrol eden merkezlere giden yollar buradan geçer. Bu nedenle cerrahi, muazzam bir el becerisi, yüksek teknoloji ve derin bir anatomik bilgi gerektirir.

Uluslararası Omurga Derneği (International Spine Society) bünyesinde yürüttüğüm organizasyonel süreçler ve dünyanın dört bir yanından meslektaşlarıma eğitim verdiğimiz Uluslararası Kadavra Kursları ve Canlı Cerrahi Çalıştaylarındaki vizyonumuzla, bu ameliyatları uluslararası standartlarda, maksimum güvenlikle uyguluyoruz.

Ameliyat tekniklerini hastanın anatomik yapısına ve fıtığın karakterine göre seçiyoruz:

A. Anterior Yaklaşım (Boynun Önünden Yapılan Cerrahi)

Boyun fıtığı ameliyatlarında dünya genelinde uygulanan ve benim de büyük oranda tercih ettiğim “Altın Standart” yöntemdir.

Nasıl Yapılır? Boynun sağ veya sol ön kısmından, genellikle boyun katlantı çizgisine paralel, gizli estetik dikişle kapatılan yaklaşık 3-4 cm’lik çok küçük bir kesi yapılır. Bu bölgenin en büyük avantajı, hiçbir boyun kasının kesilmemesidir. Dokular nazikçe aralanarak (ekarte edilerek) doğrudan omurgaya ulaşılır.

Mikrocerrahi Devreye Giriyor: Buradan itibaren yüksek büyütmeli cerrahi mikroskop sisteme dâhil olur. Mikroskop sayesinde, saç teli inceliğindeki damarlar ve sinirler devasa boyutlarda görülür. Hata payı sıfıra indirilir. Milimetrik el aletleriyle (mikro-tur, kerrison vb.) fıtıklaşan disk dokusu tamamen boşaltılır ve omuriliğin, sinirlerin üzeri tamamen rahatlatılır.

ACDF (Anterior Servikal Diskektomi ve Füzyon) ile PEEK Cage (Kafes) Uygulaması: Disk tamamen çıkarıldığı için, o iki omur kemiğinin birbirine sürtünmemesi ve omurga diziliminin çökmemesi için oraya bir destek koymak zorundayız. Hastanın yaşına ve fıtığın seviyesine göre en sık uyguladığımız yöntem PEEK Cage (Polimer Kafes) yerleştirmektir. İçi özel kemik greftleri ile doldurulmuş bu milimetrik kafesler, iki kemiğin arasına yerleştirilir. Zamanla bu iki kemik kaynayarak (füzyon) tek bir kemik halini alır. Avantajı: Fıtıklaşabilecek disk dokusu tamamen alındığı ve kemikler kaynatıldığı için, ameliyat edilen o mesafeden fıtığın nüksetme (tekrarlama) riski pratikte %0’dır. Ayrıca kas hasarı olmadığı için ameliyat sonrası ağrı yok denecek kadar azdır.

B. TDR (Total Disk Replasmanı - Boyun Protezi Cerrahisi)

Her hastada kemikleri dondurmak (füzyon) istemeyiz, özellikle de hasta gençse ve omurga hareketliliğini (sağa-sola bakma, eğilme) maksimum düzeyde korumak istiyorsak. Bu durumda diski boşalttıktan sonra araya PEEK kafes yerine, gerçek bir disk gibi esneyebilen, hareketli Titanyum Boyun Protezleri (Total Disk Replasmanı) yerleştiriyoruz. Avantajı: Komşu mesafelerdeki disklere fazladan yük bindirmez, omurganın doğal biyomekaniğini birebir taklit eder. Hastanın yaşı, kemik kalitesi ve fıtığın düzeyine göre en uygun adayı titizlikle belirliyoruz.

C. Posterior Yaklaşım (Enseden Yapılan Cerrahi)

Çoğu fıtığı önden halletsek de, bazı özellikli durumlarda (aynı anda çok seviyeli dar kanal, enseye doğru büyümüş spesifik omurga kitleleri veya önden ulaşılamayan kemikleşmiş fıtıklar) ameliyatı boynun arkasından, yani enseden girerek yaparız. Gerekli durumlarda vida ve çubuk (rod) sistemleriyle omurgayı arkadan sabitleriz. Hangi yöntemin size uygun olduğuna, klinik muayeneniz ve radyolojik ölçümleriniz sonrası birlikte karar veriyoruz.

Ameliyat Süreci ve İyileşme: Sizi Ne Bekliyor?

Ameliyat kelimesi korkutucu olabilir, ancak doğru teknik ve deneyimli ellerde süreç son derece konforludur. Medical Park Ankara Hastanesi’ndeki donanımlı kliniğimizde süreç şöyle işler:

  1. Ameliyat Günü: Genel anestezi altında yapılan ameliyat, fıtığın seviyesine göre ortalama 1 ile 2 saat sürer. Ameliyat esnasında “Nöromonitörizasyon” dediğimiz cihazlarla omuriliğinizin yaydığı sinyalleri anlık olarak takip ederiz, bu sayede sinir hasarı riski minimalize edilir.
  2. Uyanış ve İlk Saatler: Uyandığınızda ilk fark edeceğiniz şey, aylardır kolunuzu yiyip bitiren o şiddetli radiküler ağrının bıçak gibi kesilmiş olmasıdır. Boynunuzun ön kısmında hafif bir yutkunma zorluğu veya boğaz ağrısı (tüp takıldığı için) olabilir, bu 1-2 gün içinde tamamen geçer.
  3. Ayağa Kalkma: Ameliyattan sadece 4-6 saat sonra hemşirelerimiz eşliğinde yürütülürsünüz. Ağır bir ameliyat geçirmiş hissiyatından ziyade, ciddi bir rahatlama yaşarsınız.
  4. Taburculuk: Mikrocerrahi ve anterior yaklaşımın avantajı sayesinde kas kesisi olmadığı için, genellikle ameliyatın ertesi günü, sadece şeffaf bir bant ile evinize yürüyerek taburcu edilirsiniz.
  5. Boyunluk Kullanımı: Çoğu zaman protez veya kafes ameliyatlarından sonra uzun süreli boyunluk kullandırmıyoruz. Sadece ilk 1-2 hafta, o da hasta seyahat ederken veya kendini güvende hissetmesi için hafif sünger boyunluk önerebiliyoruz.
  6. İşe Dönüş: Masa başı çalışan hastalarımız genellikle 10-15 gün içinde işlerinin başına dönebilmektedir.

Cerrah Tercihlerinde Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Boyun omurgası şakaya gelmez; telafisi zor bir anatomik bölgedir. Ankara’da, boyun fıtığı ameliyatınız için güvenilir, el becerisi yüksek ve vizyoner bir hekim arıyorsanız, şu standartları göz önünde bulundurmanızı öneririm:

  • Akademik Güvenilirlik: Ameliyat kararlarını tamamen kanıta dayalı tıp ve uluslararası rehberler doğrultusunda verilerek hastayı asla gereksiz bir ameliyata yönlendirilmemesi gerekir.
  • İleri Teknoloji ve Mikrocerrahi Hâkimiyeti: Ameliyatlarda en üst düzey mikroskoplar ve nöromonitör varlığını sorgulayın.
  • Uluslararası Vizyon: Bir cerrahın uluslararası tanınırlığı ve aynı zamanda eğitim veriyor olması, aslında sadece ülkemizde değil pek çok ülkede de üst düzey cerrahi yaptığının kanıtıdır. Bu akademik pratik ve sürekli ön planda olmanın getirdiği zorunluluğa bağlı komplikasyon düzeyleri asgari tutulur.
  • Açık ve Dürüst İletişim: Cerrah ile beraber muayenede geçirdiğiniz süreçte aceleci olmamasına dikkat edin. Hekimin yönettiği ortamda fakat aynı zamanda sohbet edebileceğiniz, her türlü soruları rahatlıkla sorabildiğinizden emin olun. Keza ameliyat öncesi aceleci ve az iletişim kuran cerrahların, ameliyat sonrası bunu daha derinleştirdiği yadsınamaz bir gerçektir. Filmlerinizi detaylıca açıklayarak planladığı süreci, neden bu cerrahiye ihtiyaç duyulduğunu bilimsel dayanaklarıyla anlatarak zihninizdeki tüm soruları net bir şekilde giderdiğinden emin olun.

Hastaların En Çok Sorduğu Sorular (S.S.S)

Boyun Fıtığı Ameliyatında Masada Kalma veya Felç Olma Riski Var mı?

Halk arasında en çok korkulan efsane budur. Mikroskop altında ve nöromonitörizasyon (sinir iletim takibi) cihazları eşliğinde, boynun ön kısmından (anterior) girilerek yapılan mikrocerrahi ameliyatlarda ana omuriliğe temas dahi edilmez. Fıtık dokusu mikroskobik aletlerle alınır. Bu nedenle, ehil ellerde yapılan boyun fıtığı mikrocerrahisinde felç kalma veya hayati tehlike riski günümüz teknolojisinde yok denecek kadar, binde birlerle ifade edilecek kadar düşüktür.

Boyun Fıtığı Ameliyatı Sonrası Sesim Kısılır mı?

Anterior (önden) yaklaşımda, nefes ve yemek borusunun yanından ilerleyerek omurgaya ulaşırız. Bu bölgede ses tellerini uyaran “rekürren laringeal sinir” bulunur. Mikrocerrahi teknikle dokular çok nazik ekarte edildiği için kalıcı ses kısıklığı riski %1’den azdır. Ameliyat sonrası ilk birkaç gün, trakeal tüpe ve doku ödemine bağlı hafif ses çatallanması veya yutkunma güçlüğü olabilir, bu tamamen geçici bir durumdur.

Boyun Fıtığı Ameliyatından Sonra Hastalık Tekrarlar mı? (Nüks Eder mi?)

Eğer ameliyatınız boynun önünden (anterior) yaklaşımla yapılmışsa, problemli olan o kıkırdak dokusunun (diskin) tamamı çıkarılıp yerine PEEK kafes veya protez konduğu için, aynı mesafeden fıtığın tekrarlama (nüks) riski sıfıra yakındır. Olmayan disk tekrar fıtıklaşamaz. Ancak boynumuzda 6 adet disk daha vardır; boyun sağlığınıza dikkat etmezseniz yıllar sonra komşu seviyelerde yeni fıtıklar oluşabilir. Bir diğer husus ise başarısız cerrahi. Eğer ameliyatınız sırasında disk tamamen temizlenemediyse veya fıtıklaşmış kıkırdak doku alınamadıysa, ameliyat sonrası bası devam edeceği için şikâyetler tekrar edebilir veya giderek artabilir. Asıl burada sorun nüks (tekrarlama) değil, rezidü (arda kalmış) fıtıktır.

Lazerle, Nokta Atışı ile Boyun Fıtığı Ameliyatsız Tedavi Edilir mi?

Kola vuran dayanılmaz ağrı var, ancak muayenede kas erimesi, refleks kaybı veya “bardak tutamama” gibi güç kayıpları yoksa; elbette ameliyatsız ağrı tedavileri (Epidural steroid enjeksiyonları, radyofrekans ablasyon vb.) denenebilir. Fakat siniri boğmuş, patlamış (sekestre) ve hastanın elinde kuvvet kaybı yaratmış dev bir boyun fıtığını lazerle “buharlaştırmak” veya “iğneyle çekmek” tıbben mümkün ve güvenli değildir. İlerleyici nörolojik defisitin tek ve kesin çözümü fıtığın oradan mikrocerrahi ile alınmasıdır. Kafa kurcalayan soru ise genelde “Hocam bunu yaptırmış arkadaşım fıtığı geçmiş, hiç şikâyeti kalmamış.” Fıtıklar, doğası gereği %90 oranında geriler veya cerrahiye gitmez. Dolayısıyla bu %90’lık gruba giren hastalar, verilen tedaviler sayesinde iyileştiklerini düşünürken, fıtık hastalığının doğal seyri rol oynayarak hastanın şikâyetlerinin gerilemesine sebep olmuştur.

Ameliyat Öncesi Boyunluk Takmak Fıtığı Küçültür mü?

Boyunluklar, boyun hareketlerini kısıtlayarak kas spazmını çözer ve akut dönemde sinirdeki ödemi azaltarak ağrıyı hafifletebilir. Ancak hiçbir boyunluk, patlayıp kanala düşmüş mekanik bir kıkırdak parçasını (fıtığı) geriye itmez veya yok etmez. Uzun süreli (2 haftadan fazla) boyunluk kullanımı, aksine boyun kaslarını zayıflatarak omurgayı daha savunmasız hale getirir, bu nedenle hekim kontrolü dışında uzun süreli takılmamalıdır. Ameliyat sonrası hem ameliyat ağrısını azaltmak için hem de yerleştirilen kafesin oynamaması için kısa dönem boyunluk kullanılabilir.

Boyun Fıtığı Ameliyatı Kaç Saat Sürer? Platin Takılması Şart mıdır?

Mikrocerrahi ile yapılan tek seviye boyun fıtığı (anterior diskektomi) ameliyatı ortalama 1 – 1.5 saat arası sürer. Boyun fıtığı ameliyatlarında, boşaltılan diskin yerine çökmeyi engellemek için PEEK Cage (kafes) veya disk protezi takılması modern cerrahinin bir gerekliliğidir. Ancak bunlar halk arasında bilinen, bele takılan uzun vidalar ve demirler (platinler) gibi hareket kısıtlayıcı büyük materyaller değildir; diskin içine gizlenen 1-2 cm’lik son derece teknolojik, MR uyumlu aparatlardır ve varlıklarını asla hissetmezsiniz.

Doğru Kararlarla Hareket Özgürlüğünüze Kavuşun

Kollara vuran dayanılmaz ağrılar, ellerdeki uyuşmalar ve giderek azalan gücünüz nedeniyle hayatı kendinize zehir etmeyin. Günümüz mikrocerrahi teknolojisi ve anatomik yapıya saygılı anterior boyun cerrahisi teknikleriyle, boyun fıtığı artık korkulacak bir hastalık olmaktan çıkmış, tedavisi son derece yüz güldürücü, hızlı sonuç alınan bir cerrahi prosedür haline gelmiştir.

Amacımız sizi sadece ağrısız bir hayata değil, eski gücünüze, işinize, sevdiklerinize güvenle sarılabileceğiniz o kaliteli yaşam formunuza geri döndürmektir. Durumunuzun ciddiyetini bilimsel veriler ışığında tartışmak, yüksek çözünürlüklü servikal MR görüntülerinizi birlikte incelemek ve sizin için en kusursuz tedavi planını oluşturmak üzere, Ankara’daki merkezimizde sizleri bekliyorum.