loading

HASTALARIMIZIN HİKAYELERİ

Her tanı, tedavi ve cerrahi süreç farklıdır ve kendine has özellikleri barındır. Aslında her süreç eğitici bir maceradır. Bir cerrah ne kadar çok macerayla karşılaşmışsa o kadar çok tecrübelidir.

Kapıdan bir sonraki girecek hastanın ne olacağını hiç bir zaman tahmin edemezsiniz. Mesleğimizin heyecan verici yanlarından biri de budur.

L1 Burst Kırığı Patlama Deprem Omurga Kırığı Vida İmplant Titanyum Felç
Omurga Kırığı
L1 Burst Patlama Kırığı

Hastamız ülkemizi derinden sarsan tarihimizin en büyük felaketlerinden biri olan 6 Şubat depreminde dolabın altında kalmış. Eşi tarafından dolabın altından çıkarıldıktan sonra çocuğunu can havliyle kucağına alıp dışarı çıktıktan sonra tekrar kayıp düşmüş. Ankara’ya kadar yolculuk yaptıktan sonra bel ağrısı şikâyeti devam etmesi üzerine tarafımıza başvurmuş. 

Tomografi değerlendirmesinde L1 seviyesinde patlama (burst) kırığı tespit edildi. Şans eseri omurilik zarar görmemiş ve hastamızda felçlik tespit edilmedi. 10 adet vida (implant) ile omurgası sağlamlaştırılarak geri kalan hayatında sağlık dileklerimiz ile hastamızı taburcu ettik.

444 4 484

REVİZYON CERRAHİSİ
Vida Malpozisyonu (Yanlış Pozisyon)

Enstrumantasyon (implant) uyguladığımız hastalarda, omurgada istediğimiz yapıyı elde etmek amacıyla vücuda yabancı bir cisim kullanmaktayız. Bu cisimleri yerleştirirken veya sonrasında istemediğimiz komplikasyonlar meydana gelebilir. İmplant uyumsuzluğu, enfeksiyon, implant kırılması veya çıkması gibi ameliyat sonrası komplikasyonlar görülebilirken, ameliyat sırasında yanlış yerleştirilmiş vidalar bazen istemediğimiz şikayetlere sebep olabilir.

Hastamızın bel omurgasına başka bir merkezde vida (implant) ile sabitleme ameliyatı yapılmış. Fakat ameliyatından sonra çok şiddetli sağ bacak ağrısı ve sağ ayakta kuvvetsizlik gelişmiş. Yaptığımız tetkiklerde, 2 tane vidasının maalesef olması gereken yerden daha içerde olarak, sağ bacağına giden 2 sinire hasar verdiğini tespit ettik (malpozisyon). Hızlıca ameliyata alarak bu vidaların konumu düzeltildi ve hastamızı tekrar ayağa kaldırabildik.

revizyon vida implant enstrumantasyon pedikül yanlış yerleşim fail

“Unutmayın, komplikasyon cerrahinin doğasında vardır. Önemli olan komplikasyonsuz ameliyat yapmak değil, komplikasyonu doğru ve hızlıca tanıyarak onu düzeltmektir.”

serebellar kitle beyincik tümörü medulloblastom şifa tamamen kurtuldu
Serebellar Kitle
Beyincik Tümörü

Beyincik bölgesi, kafamızın arka tarafında ense kısmında yer alan organımızdır. Beyin tarafından istemli hareketlerin koordinasyonu ve dengeden sorumlu olan serebellum (beyincik), işlevini tam yerine getiremediği durumlarda dengesizlik, baş dönmesi, bulantı, yürüme bozukluğu ve kompleks hareketlerde beceriksizlik ile kendini gösterebilir. Özellikle kapalı ve sıkışık bir alanda yer alması sebebiyle, Mikronörşirurji’nin Babası olarak bilinen Sayın Hocamız Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in dediği gibi “posterior fossa lezyonlarına güneş doğmaz.” Yani, teşhis edildiği anda hızlıca ameliyata alınması gerekir, güneşin doğması bile beklenmez.

Hastamız bize baba ocağım olan Sivas’tan dengesizlik, baş dönmesi, yürüme bozukluğu ve bulantı şikâyetleri ile başvurdu. Çekilen kontrastlı (ilaçlı, renkli) MR’ında beyincikte büyükçe bir tümör tespit edildi. Hastamızın ameliyatı çok başarılı geçti ve tümör tamamen boşaltıldı. Patoloji sonucu Medulloblastom olarak geldi. Ameliyatından 1 yıl sonraki kontrolünde, kemoterapi ile beraber herhangi bir nüks (tekrarlama) tespit edilmedi.

SPİNAL KİTLE
Omurilik Tümörü

Omuriliğin içerisinde veya çevresinde çok farklı tümör cinsleri gelişebilir. Tümörün cinsi, yerleşimi ve boyutu gibi pek çok farklı değişken ile tedavi planı şekillenir. Bazı tümörlerde takip önerilebilirken bazılarında mutlak cerrahi önerilir.

Hastamızın yapılan Lomber MR tetkikinde omurilik kanalı içerisine yerleşmiş iyi huylu bir tümör tespit ettikten sonra boyutu, konumu ve olası tanısı sebebiyle ameliyat önerdik. Bu hastaların ameliyatında mutlaka intraoperatif nöromonitorizasyon diye adlandırdığımız, ameliyat sırasında omurilik sinirlerinin sağlığı ve fonksiyonu hakkında bize anlık bilgi vererek, felçlik riskini asgariye indirebildiğimiz uygulamayı her daim kullanmaktayım. 

Hastamızın ameliyatı başarılı bir şekilde geçti ve ameliyat sonrası herhangi bir felçlik tespit etmedik. Patoloji sonucu sinir kılıfı tümörü olarak da bilinen Şvannom (schwannom) olarak geldi. 1 yıllık kontrolünde de herhangi bir tekrarlama tespit edilmedi.

omurilik tümörü spinal kitle schwannom ependimom meningiom felç kuvvet kaybı nöro monitor
beyincik sarkması arnold chiari sendromu siringomyeli hidrosefali sıvı birikmesi beyin omurilik sıvısı
CHİARİ SENDROMU
Beyincik Sarkması

Beyincik sarkması, beyinciğin alt kısımlarının, kafatasının boyun kısmında bulunan foramen magnum adı verilen açıklıktan aşağıya doğru kayması durumunu ifade eder. Fıtıklaşmış doku, beyin omurilik sıvısının normal akışını engeller. Beyin omurilik sıvısı, açıklık boyunca düzgün bir şekilde hareket etmek yerine, beyinciği daha aşağıya iter. Bu tıkanma, omurilikte (syringomyeli) veya beyinde (hidrosefali) sıvı birikimine yol açabilir.

Chiari sendromu genellikle yanlış teşhis edilir, çünkü baş ağrısı, boyun ağrısı, baş dönmesi, kol uyuşması, uyku problemleri gibi çeşitli belirtilere neden olur. Başın arkasında öksürük, hapşırık veya öne eğilmekle artan baş ağrısı, ayırıcı tanı için önemli bir göstergedir.

Tedavi seçenekleri, Chiari tipine ve belirtilerin ciddiyetine bağlıdır. Hafif belirtiler durumunda, hasta düzenli aralıklarla kontrol edilir ve şikayetleri kontrol etmek için ilaçlar kullanılır. Şiddetli veya kötüleşen belirtiler durumunda cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi işlem, kafatası kemiğinin bir bölümünün çıkarılması yoluyla beyincik ve beyin sapına daha fazla alan sağlamayı amaçlar.

REVİZYON CERRAHİSİ
Kafes Migrasyonu

Revizyon cerrahileri, yani yapılmış olan bir ameliyatın istenmeyen bir sonuca sebep olması nedeniyle düzeltme cerrahileri, riskli ve kompleks cerrahilerdir. Bozulmuş olan anatomi, sinir dokusunun iyileşme kabiliyetinin düşük olması ve hastanın yaşadığı psikolojik süreç zorludur. Bu tarz hastalarda çok doğru planlama, her türlü olasılık için hazırlıklı olma ve tüm süreç hakkında hastayı detaylı bilgilendirmek elzemdir.

Hastamız başa bir hastanede omurga füzyon ameliyatı geçirmiş. Omurgalar arasına füzyon yani kemikleşme sürecini desteklemek için kafes yerleştirilmiş ve bu da arkadan vidalar ile desteklenmiş. Fakat kafes yerinden oynayarak omuriliğe doğru yer değiştirmesi (kafes migrasyonu) sonrası hastamızda muazzam bacak ağrısı ve bacaklarda kuvvetsizlik gelişmiş. Riskli ve zor bir ameliyat olması sebebiyle hastamızla her türlü olasılığı konuştuktan sonar çıkmış olan kafes çıkarıldı. Yerine füzyonu daha kuvvetli sağlayan ve daha uygun ebatlarda titanyum kafes yerleştirildi. Takibinde üst seviyede gereksiz vidalar çıkarıldı ve alt tarafa daha fazla destek olması için yerleştirildi. Hastamız gündelik iş hayatına rahatlıkla devam edebilecek duruma geldi.

revizyon implant platin titanyum kafes lomber peek cage
torakal fraktür osteomyelit bakteriyemi enfeksiyon diyaliz omurilik felç
SPİNAL ABSE
Torakal Osteomyelit

Sürekli girişimsel tedavi ve tetkikler altında olan hastalar kan yoluyla enfeksiyon bulaşma riski altındadır. Bakteriyemi, yani kanda enfeksiyon sonrası bu mikrobiyal ajanlar vücudun belli bölgelerine giderek enfeksiyon yaratabilmektedir. Özellikle kemoterapi hastaları, diyaliz hastaları, nakil hastaları gibi bağışıklığı zayıf hastalarda daha sık görülmektedir.

Hastamız 9 yıldır böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz ile tedavi sürecindeyken aniden gelişen sırt ağrısı ve bacaklarda kuvvetsizlik sonucuyla tarafıma başvurdu. Yaptığımız tetkikler sonucunda maalesef omuriliği tamamen saran, sırt omurgalarına hasar vererek kırılmasına sebep olan torakal osteomyelit ve epidural spinal abse tespit ettik.

Hızlıca ameliyata olarak omuriliğin çevresi dekompresyon ile rahatlatıldı ve epidural mesafedeki abse temizlendi. Omurganın dengesini tekrar kurabilmesi için de titanyum vidalar ile sabitlendi. Takibinde aldığımız kültür sonucuna göre uzun vadeli antibiyotik tedavisi verildi.

ÇÖKME KIRIĞI
Kifoplasti Vertebroplasti

Özellikle menopoz sonrası kadınlarda veya ileri yaşlı hastalarda, kemik erimesine bağlı yorgunluk, çökme veya kompresyon kırığı diye nitelendirdiğimiz kırıklar meydana gelir. Bu kırıklar bazen travma (darbe) bazen de durduk yere meydana gelebilir. Daha çok omurga gövdesinin içine doğru çökmesi ve takibinde bulunduğu seviyede ağrı ve ihmal edilmiş veya ilerlemiş durumlarda kifoz (kamburluk) yapabilir. Bu hastalarda, açık cerrahinin riskini almadan PMMA (poli metil metil akrilat) ile, halk arasında “kemik çimentosu” olarak bilinen bir sıvı yardımıyla kemik kuvvetlendirmesi yapabiliyoruz.

Örnekteki 2 hastamız kemik erimesine bağlı omurgalarında çökme kırığı ile bizlere başvurdu. Günübirlik işlem olarak ameliyathanede, hafif sedasyon (uyku) ve lokal anestezi ile 20 dakikada çökme kırığı PMMA ile dolduruldu ve yarım saat sonra şifa ile taburcu edildi. Kifoplasti kemiğin kuvvetlenmesi için etkin ve güvenli bir yöntemdir.

kifoplasti vertebroplasti balon çökme kırığı kompresyon torakal kifoz kemik çimento ankara
glioblastom2
BEYİN KANSERİ
Glioblastom

Glioblastom Tedavisinde Erken Teşhis ve Cerrahi Başarı

Glioblastom (GBM), beynin en agresif seyreden tümörlerinden biri olsa da, modern mikrocerrahi teknikleri ve doğru zamanlama ile yüz güldürücü sonuçlar almak mümkündür. Şiddetli baş ağrısı ve baş dönmesi şikayetleriyle kliniğimize başvuran 59 yaşındaki kadın hastamızda saptanan kitleyi, mikrocerrahi yöntemle “gross total” (tama yakın) olarak başarıyla tahliye ettik. Ameliyat sonrası şifa ile taburcu ettiğimiz hastamız, multidisipliner yaklaşımımızın bir parçası olan kemoterapi ve radyoterapi süreçlerini de başarıyla tamamlayarak bugün sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürmektedir. Bu vaka bir kez daha göstermektedir ki; beyin tümörlerinde kapsamlı bir cerrahi müdahale ve ardından gelen onkolojik destek, yaşam kalitesini korumada en kritik faktördür.

DEV HÜCRELİ TÜMÖR
Omurga Tümörü

Henüz 25 yaşında olan kadın hastamız, geçmek bilmeyen boyun ağrıları sonrası bize ulaştığında C3 omurgasında ciddi bir çökme riski taşıyan bir tümörle karşı karşıyaydı.

Zorlu bir bölgede yer alan bu tümörü, kapalı bir koridor üzerinden ilerlediğimiz “Submandibüler Retrofaringeal Yaklaşım” dediğimiz özel bir yöntemle tamamen temizledik. Omurganın eski gücünü kazanması için hastamızın kendi kemiğini (pelvis) kullanarak bir onarım gerçekleştirdik.

Cerrahi başarımızı, modern ilaç tedavisi (Denosumab) ile destekleyerek tümör hücrelerini tamamen etkisiz hale getirdik. Bugün hastamız, hayatına kaldığı yerden, sağlıkla ve gülümseyerek devam ediyor.

Erken teşhis ve doğru cerrahi planlama hayat kurtarır.

giant cell dev hucreli C3 servikal boyun scaled
T11 T12 L1 KIRIGI scaled
OSTEOPOROZ - KEMİK ERİMESİ
T11-T12-L1 Omurga Kırığı

Tıp dünyasında temel prensibimiz, hastaya en az müdahale ile en yüksek faydayı sağlamaktır. Ancak bazen, “en az müdahale” (minimal invaziv) yöntemler, karmaşık vakaların doğası gereği çözümün sadece bir parçası olarak kalabilir. 

Hastamız, uzun yıllar boyunca tedavi amaçlı kortizon kullanımı nedeniyle ileri derecede kemik erimesi (osteoporoz) gelişmiş bir meslektaşımızdı. Bu süreç, maalesef sırt ve bel bölgesindeki T11, T12 ve L1 omurgalarında ciddi çökme kırıklarına yol açmıştı.

Meslektaşımıza daha önce dış merkezde, açık ameliyattan kaçınmak amacıyla kapalı yöntemle kemik çimentosu (vertebroplasti) uygulanmış. Ancak, kemik kalitesinin çok düşük olması ve çoklu seviyelerdeki hasar nedeniyle bu yöntem stabiliteyi sağlamaya yetmemiş. Hastamız bize başvurduğunda dinmeyen şiddetli ağrılar, bacaklarda giderek artan kuvvet kaybı ve omurga diziliminde bozulma riski ile karşı karşıyaydı.

Bazen gerçek şifa, sınırları belirleyip daha kapsamlı bir müdahaleden geçer. Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda, hastamızın omurgasını yeniden ayağa kaldıracak olan posterior enstrümantasyon (platinli cerrahi) kararı aldık. 

Geniş bir alanı kapsayan bu sabitleme operasyonu ile:

  • Çöken omurgalar üzerindeki baskıyı kaldırdık.
  • Omurganın taşıma kapasitesini metal implantlarla yeniden inşa ettik.
  • Sinirler üzerindeki basıyı gidererek bacaklardaki kuvvetsizliğin önüne geçtik.

Operasyon sonrası hastamız, uzun süredir mahrum kaldığı ağrısız yaşamına ve mesleki faaliyetlerine geri dönebildi.

Her hasta ve her omurga yapısı kendine hastır. Doğru zamanda, doğru hastaya, doğru tekniği uygulamak (bu bazen büyük bir cerrahi olsa bile) başarının anahtarıdır.

“Meslektaşımın güvenine layık olmak ve onu tekrar sağlığıyla buluşturmak benim için en büyük motivasyon kaynağıydı.”

LOMBER SPONDİLOLİSTEZİS
Bel Kayması

Irak’tan kliniğimize başvuran 46 yaşındaki kadın hastamız; yürüme mesafesini kısıtlayan bacak uyuşması ve oturup kalkarken yaşam kalitesini düşüren şiddetli bel ağrısı şikayetleri yaşıyordu. Yapılan radyolojik tetkikler sonucunda L4-L5 seviyesinde lomber spondilolistezis (bel kayması) teşhisi konuldu.

Gerçekleştirdiğimiz operasyonda, L4-L5 seviyesindeki kayma implantlar yardımıyla stabilize edilerek omurganın anatomik dizilimi yeniden sağlandı. Başarılı geçen cerrahi süreç sonunda sinir basısı ortadan kalkan hastamız, ağrısız ve özgürce hareket edebildiği sağlıklı günlerine geri döndü.

Görselde L4-L5 seviyesindeki kaymanın (üstte) ve cerrahi sonrası sağlanan anatomik düzelmenin (altta) karşılaştırmalı görünümü yer almaktadır.

bel kaymasi listezis pars defekti pars kirigi spondilolistezis
page 11
TİP II ODONTOİD KIRIĞI
C2 Omurga Kırığı

Üst servikal bölge anatomisi; beyin sapı, omurilik ve vertebral arterlerin (küçük şah damarları) ekstrem yakınlığı nedeniyle omurga cerrahisinin en kompleks alanlarından biridir. Bu bölgedeki odontoid kırıkları, kemik kanlanmasının zayıf olması ve yüksek psödoartroz (kaynamama) riski nedeniyle hem cerrahi teknik hem de takip süreci açısından titiz bir yönetim gerektirir.

79 yaşındaki erkek hastamız, geçirdiği trafik kazasından üç hafta sonra dindirelemeyen boyun ağrısı şikayetiyle kliniğimize başvurdu. Yapılan radyolojik değerlendirmede C2 omurgasında (odontoid proçes) kırık tespit edildi. Hastamızın yaşı ve kırığın stabilitesi göz önüne alınarak; riskleri minimize eden teknolojik imkanlar ve mikrocerrahi tecrübemizle posterior C1-C2 stabilizasyon operasyonu gerçekleştirildi. Başarılı geçen cerrahi sonrası hastamız, nörolojik komplikasyon gelişmeden sağlığına kavuşarak günlük yaşamına ağrısız bir şekilde dönmüştür.

Görsellerde; solda McGregor hattı üzerinden kraniyoservikal uyum, sağ üstte sagittal CT kesitinde kırık hattı ve sağ altta 3D rekonstrüksiyon ile operasyon sonrası implantların anatomik yerleşimi görülmektedir.

OMURGA EĞRİLİĞİ
Adölesan İdiopatik Skolyoz

Adölesan İdiyopatik Skolyoz (AİS) tanısı alan genç hastalarımızda cerrahi karar, sadece bir “düzeltme” işlemi değil; çocuğun gelecekteki yaşam kalitesini, omurga hareketliliğini ve büyüme potansiyelini koruma sanatıdır.

Cerrahiye karar vermeden önce hastamızın büyüme evresini (Risser evrelemesi), kemik olgunluğunu ve eğriliğin esnekliğini milimetrik hesaplamalarla analiz ettik. Amacımız, sadece bugünü değil, hastamızın 20-30 yıl sonrasını da planlamaktı.

Büyüme çağındaki çocuklarda omurganın mümkün olan en fazla segmentini hareketli bırakmak hayati önem taşır. Gereksiz yere uzun tutulan bir enstrümantasyon (vidalama işlemi), ileride bel ağrılarına ve hareket kısıtlılığına yol açabilir. Bu vakada, “selektif füzyon” dediğimiz yöntemle sadece ana eğriliğe müdahale ederek, en alt seviyelerdeki ve sırttaki hareketli omurları korumayı hedefledik.

Skolyozda vücut, ana eğriliği dengelemek için ikincil (kompansatuvar) eğrilikler oluşturur. Cerrahideki en büyük ustalık; hangi eğriliğin yapısal olduğu, hangisinin ise ana eğrilik düzelince kendiliğinden iyileşeceğini doğru tespit etmektir. Biz de planlamamızda vücudun bu muazzam adaptasyon yeteneğine saygı duyarak, sadece gerekli olan bölgeleri stabilize ettik. Sonuç: Optimal açıyla düzeltilmiş, dengesi sağlanmış ve en önemlisi hareket kabiliyeti maksimum düzeyde korunmuş bir omurga.

Unutmayın; skolyoz cerrahisinde başarı, kaç vida takıldığıyla değil, hastanın ne kadar doğal bir hareketle hayatına devam ettiğiyle ölçülür.

skolyoz adolesan idiopatik omurga egriligi ameliyat
torakolomber torasik osteoporoz kemik erimes cokme kirigi cimento PMMA
OSTEOPOROTİK KIRIK
T6 Kompresyon Kırığı

Osteoporoz (kemik erimesi) zemininde gelişen omurga kırıklarının cerrahi tedavisinde en büyük zorluk, kemik kalitesinin yetersizliğidir. Sağlıklı bir kemikte vida sistemleri (platin) tam tutunma sağlarken, kemik erimesi olan hastalarda bu durum adeta “çürük bir tahtaya çivi çakmaya” benzer. Zayıf doku nedeniyle vidaların kemikle tam bütünleşememesi, zamanla gevşeme veya yerinden çıkma gibi istenmeyen sonuçlara yol açarak cerrahi başarıyı riske atabilir.

Bu riskin önüne geçmek için uyguladığımız PMMA (kemik çimentosu) destekli vida yöntemi, implantların zayıflamış kemik dokusuna beton gibi sağlam bir şekilde sabitlenmesini sağlar. Vidaların etrafına enjekte edilen bu özel dolgu malzemesi, kemiği içeriden güçlendirerek vidaların gevşeme ihtimalini ortadan kaldırır ve hastanın ameliyat sonrası çok daha hızlı ve ağrısız bir şekilde ayağa kalkmasına olanak tanır.

CERVICOTHORACIC JUNCTIION
Serviko-Torasik Bileşke Kırığı

Omurga cerrahisinde yönetimi en kompleks ve teknik hassasiyet gerektiren bölgelerden biri servikotorasik bileşke dediğimiz, boyun ile sırtın birleştiği noktadır. Bu bölge, omurganın mekanik ve yapısal olarak birbirine en zıt iki bölümünün buluşma noktasıdır.

Servikotorasik bileşkeyi özel ve tedavisi zor kılan temel sebep, iki bölge arasındaki keskin dinamik farktır:

  • Boyun (Servikal) Bölgesi: İnsan vücudunun en hareketli omurga bölümüdür; başımızı her yöne çevirmemizi sağlayan geniş bir hareket eksenine sahiptir.
  • Sırt (Torakal) Bölgesi: Kaburgaların da desteğiyle vücudun en sabit ve hareket kabiliyeti en kısıtlı bölgesidir.

Çok hareketli bir yapıdan, oldukça rijit (sabit) bir yapıya geçiş noktası olan bu bileşkede meydana gelen kırıklar, mekanik stresin en yoğun olduğu alanı etkiler. Bu nedenle kırık sonrası omurganın doğal dizilimini tekrar sağlamak ve sinir dokusunu korumak için implant (platin) kullanımı çoğu zaman kaçınılmaz hale gelir.

servikotorakal bileske junction kiriklari ankara

Birbirinden yapısal olarak bu kadar farklı iki bölgeyi aynı anda sabitlemek, cerrahi olarak yüksek tecrübe gerektirir. Boyun omurları ile sırt omurlarının anatomik yapıları ve vida giriş noktaları farklılık gösterir. Bu bölgedeki kırıkların tedavisinde:

  • Özel Geçiş Sistemleri: Boyun ve sırt için farklı boyutlarda ve özelliklerde olan vida-rod sistemlerini birleştiren özel hibrit teknikler kullanılır.

  • Dizilimin Restorasyonu: Temel amaç, sadece kırığı sabitlemek değil; boyun ile sırt arasındaki o kritik açıyı (dizilimi) sağlıklı haline geri getirmektir.

  • Mekanik Stabilite: Bölgenin üzerindeki yüksek yüklenme ve hareket farkı nedeniyle, kullanılan enstrümantasyonun bu dinamik güce dayanacak şekilde planlanması hayati önem taşır.

torakal intradural ekstrameduller tumor kitle kanser meningiom felc yanlis ameliyat ankara
İNTRADURAL MENİNGİOM
Omurilik Tümörü

Tıpta en önemli basamak, hastayı dikkatle dinlemek ve eksiksiz bir fizik muayene yapmaktır. Son bir yıldır bacaklarında giderek artan kuvvetsizlik şikâyeti bulunan 70 yaşındaki erkek hastamıza, başka merkezlerde sadece bel bölgesine odaklanılarak belde kanal daralması, bel fıtığı öntanılarıyla ozon, kök hücre, kortizon, PRP, nükleoplasti ve kapalı ameliyat gibi pek çok işlem uygulanmış; süreç içinde yürüme yetisi daha da bozulan hastanın durumu fizik tedavi eksikliğine veya “hasta tembelliğine” bağlanmıştır. Bu yaklaşım hastanın detaylı muayenesinin yapılmadığını maalesef gösterir. Dolayısıyla hem fayda görmeyeceği girişimsel işlemlere maruz kalmıştır, hem de asıl hastalığının tedavi süreci aksatılmıştır. Hastamız kliniğimize başvurduğunda yürüme yetisini neredeyse tamamen kaybetmiş ve idrarını hissetmeyecek düzeye gelmişti. Gerçekleştirdiğimiz detaylı nörolojik muayenede, sorunun belde olmadığını gösteren ve üst merkezlerdeki bir hasara işaret eden patolojik Babinski refleksini saptadık. 

Bu klinik şüphe üzerine çektiğimiz sırt (torakal) MR’ında, omurilik kanalını ciddi şekilde daraltan bası yapmış bir tümör (intradural kitle) tespit ettik. Ameliyat öncesi süreci hasta ve yakınlarıyla detaylıca planlayarak gerçekleştirdiğimiz mikrocerrahi operasyonla tümörü omurilik dokusuna zarar vermeden tamamen temizledik. Ameliyat sonrasında bacaklarındaki bası ortadan kalkan hastamız, hızla toparlanarak desteksiz yürür halde gerçek ve fayda göreceği fizik tedavi sürecine adım atmıştır.

Tüm görüntüler, hastalarımızın bilgi ve izni dâhilinde bilgilendirme amacıyla paylaşılmıştır.